Türklüğün Demokrasi Medeniyeti - Emrullah ÖNALAN | Milli Vicdanın İlimle Hicreti
TÜRKLÜĞÜN DEMOKRASI MEDENIYETI
Yazar: Emrullah ÖNALAN
Çokluk içinde birliğin kavramsal adı olan “TÜRKLÜK”, Ulu Türkistan (Batı ve Doğu Türkistan’ın bölünmeden önceki adı) bölgesindeki Uygur, Kazak, Kırgız, Hun, Tacik, Özbek hatta Moğol vs halkalarının, Çin tarafından yapılan zulme karşı ortaya koydukları mücadele şuurunun bir tezahürüdür.
millivicdan.org - GÖK BAYRAKTAN, AL BAYRAĞA “TURAN DEMOKRASİSİ MEDENİYETİ”

Aslında bu şuur, Demokrasi Medeniyetinin Çin zulmü üzerinden doğuşudur. Yine bugün Çin zulmü ve batı emperyalizmi kıskacında hapsedilmek istenende o gün adı konulmuş olan Türklük’ tür.
Viyana Üniversitesi’nde Kürt asıllı bir Profesör, “TÜRKLÜK SORUNU” isimli bir kitapta, “Türklük Nedir?” sorusuna “Türklük; Doğu Türkistan’dan Balkanlara hatta Viyana’ya kadar yürüyen bir gönül otobüsüdür.” şeklindeki cevabı ile; yine İsveç Kraliyet Bilim Akademisi tarafından Nobel Kimya Ödülü'ne layık görülen Prof. Dr. Aziz Sancar Hocamızın, BBC’in "Siz Arap mısınız?" sorusuna, "BEN TÜRKÜM, O KADAR. Mardin'de doğmuşsam, Cizre'de doğmuşsam, Kars'ta da doğmuşsam ben Türk’üm" şeklindeki cevabı, aslında TÜRKLÜK demokrasisinin adı konulmamış bir tarifi gibidir.
Milletleri, millet olarak Yaratan ise Allah Zülcelâl’dir.
بِسْمِاللَّهِالرَّحْمَنِالرَّحِيمِ
يَاأَيُّهَاالنَّاسُإِنَّاخَلَقْنَاكُممِّنذَكَرٍوَأُنثَىوَجَعَلْنَاكُمْشُعُوبًاوَقَبَائِلَلِتَعَارَفُواإِنَّأَكْرَمَكُمْعِندَاللَّهِأَتْقَاكُمْإِنَّاللَّهَعَلِيمٌخَبِيرٌ
"Ey insanlar! Gerçekten biz, sizi bir erkekle-bir dişiden yarattık. Birbirinizle tanışasınız {BİLİŞESİNİZ} diye de sizi MİLLETLERE, BOY ve OYMAKLARA ayırdık. Allah Katında en hayırlınız, takvaca en üstün olanınızdır. Şüphesiz Allah, Bilendir, Haberdar Olandır.” {Hucurat 49/13}
İster Türklüğün Milli Şuurundaki katılımcılık, ister İslam İnancındaki yaratılış gerçeği; Hem Türklüğün, Hem İslam Aleminin, Hem İnsanlık Aleminin evrensel sorunlarında ortak buluşma noktamız “Demokrasi Medeniyeti” ise neden Türklüğün Yeni Kızıl Elması “TURAN DEMOKRASİSİ MEDENİYETİ” olmasın..
Ve biz, Türklüğün Albayrak’tan Gökbayrağa doğru uzanan damarlarının; Anadolu’dan Kafkasya'ya, Kafkasya’dan Doğu Türkistan'a; Anadolu’dan Hazar’ a, Hazar’dan Buhara’ya; Anadolu’dan Batı Trakya’ya, Batı Trakya’dan Bosna’ya; Anadolu’dan Kerkük’e, Kerkük'ten Medine’ye uzandığının bilincindeyiz.
Ve yine biz,Türklüğün; Uygur’u, Kırgız’ı, Kazak'ı, Özbek'i, Tacik’i, Tatar’ı, Azer’i, Abaza’yı, Çeçen’i, Çerkez’i, Türkmen’i, Kürdü, Boşnak'ı, Rumi’yi, Ahıska'yı bağrına kata kata büyüyen ve Doğu Türkistan’dan Balkanlara kadar uzanan çokluk içinde bir gönül birliğinin ORTAK adı olduğunun bilincindeyiz.
Peki emperyalist emellerle, işgallerle, toplama toplumları çıkar çevresinde “devlet ve hukuk gücü” ile bir arada tutmayı başaran; demokrasi cenneti diye tarif edilen ve bugün dünyanın her bölgesi ve her milletinden göç alan ülkeler bir arada kalmayı beceriyor da, biz neden beceremeyelim?
Başta İslam coğrafyası olmak üzere tüm dünyanın gelir dağılımdan sosyal adaletsizliğe kadar bir çok konuda “sosyolojik kıyamete” sürüklendiği, insan beyninin ilkel kısmını çalıştıranların ticaret ve siyasetteki yükselişinden endişe duyup kendi ülkelerini terk edenlerin yoğunlaştığı bir dönemde, Türk Milletinin Vicdani Aklı ve Türk Devletinin 20bin yıllık devlet tecrübesi ile, içerde yahut dışarıda ötekileştirerek ve kendi yanlışlarımızın vebalini ötekilere mal ederek ebedi bir hayat sürdürülemeyeceğini idrak etmek zorundayız.
O zaman demokrasinin nüvesi olan TÜRKLÜĞÜ, Mustafa Kemal Atatürk’ün “Muasır Medeniyet Ufkuna” taşıyacak en yegane yol: Türklüğün Kültürel Kodlarını Çağa Göre İhya etmektir. Hedefimiz, hukukun üstünlüğü ile koruma altına alınmış, Demokratik, laik sosyal Hukuk Devlet Yapılanmaları çerçevesinde dizayn edilmiş bir “TURAN DEMOKRASİ MEDENİYETİ”DİR.
Ve ben inanıyorum ki; böyle bir gaye, içeride iç barışı tesis etmekle kalmayıp, bizi insanlığın ortak vicdanı ile buluşturacaktır. Yine bu gaye, hem Türk Dünyasındaki hem İslam coğrafyasındaki hem de tüm dünyadaki kutuplaşmaları çatışmadan yarışa dönüştürecektir.
2004 yılında Muhsin BAŞKAN ile Türk Elleri gezimizde “Ah Bu Gönül” şarkısını 11 ayrı Türk Lehçesinde dinlemiştim. Aynı şarkıyı 11 ayrı dilden de dinlemek mümkündür. Çok sesli müzikte olduğu gibi demokraside de ahengi temin edebilmek için notaları hukuk ile yazabilmek ve zihinleri gönüller üzerinden şekillendirmek gerekmektedir.
Hepimiz biliriz ki, “BAYRAK DÜŞTÜĞÜ YERDEN KALKAR”. Türklüğün Doğum yeri, milli şuurun ana santral merkezi olan ULU TÜRKİSTAN’dır. Yine İlk yazılı Türk eserini yazan Kaşgarlı Mahmud’dan, İmam-i Buhari’ye, İmam-i Tirmizi’ye, Bektaşi’nin Hocası Ahmet Yesevi dahil hepsinin fikri inşasının temeli de ULU TÜRKİSTANDIR..
Aslında bütün bu ahenk bizim tarihi kültürel kodlarımızda vardır. Tarihten bir mini bir anekdot ile örnek verecek olursak “Osmanlı Padişahı bir gün, Anadolu ve Rumeli Ressamlarından resim yarışması talep eder. Büyükçe bir salon perde ile ortadan bölünür, resimler çalışmalar yapılır. Padişah gelir. Rumeli Ressamlarını gezerken harikulade resimler, çiniler vs eserlere şahit olur. Anadolu ressamları bölümüne geçer ve bakar ki, duvarlar ayna gibi cilalanmıştır ve görünen hiçbir eser yoktur. Hayretler içinde bakarken,Anadolu ressamları ortadaki siyah perdeyi çekerler ve bu sefer karşıda Rumeli Ressamlarının yaptığı o muhteşem eserlerin ayna gibi cilalanmış duvara yansıması dolayısıyla aslından daha güzel HARİKULUDE bir görüntü ortaya çıkar. Anadolu Ressamları “Padişahım, biz bu duvarları temizleyip-cilalarken aslında gönlümüzü temizleyip cilaladık.” derler.
Şimdi biz de Çokluk İçindeki Birliğin temsilcisi olan Türkler olarak “TURAN DEMOKRASİSİ” gayemiz ile sadece Türk Dünyasının ya da İslam Coğrafyasının değil; tüm İnsanlık aleminin bugün her alanda yaşadığı buhranlardan çıkışında gönül gözü olacağız.
İnsanlığın Anadolu’daki Vicdani yansımasıyla Milletin Vicdanı olma yolunda ilerleyen “Milli Vicdan İlmi Düşünce Oluşumu” olarak ll.Çalıştayımızı “İnsanlığa Medeniyet Demokrasisi” yolunda BayPas yapabilecek “TURAN DEMOKRASİSİ MEDENİYETİ” adıyla ve de ülkenin Organik Düşünürleri ile geniş katılımla en yakın zamanda yapacağız.
2017 yılı Şubat Ayında yapmış olduğumuz l.Çalıştayda olduğu gibi, çalıştay sonuçlarını, milletimizle ve ülke idaresinde söz sahibi olan ya da olmak isteyen bütün siyasi partiler ile de paylaşacağız.